Savaşçı Bir Kuş: Frida Kahlo

Bir tarafı ürkek bir kuş, tarifsiz acıların sahibi, hayatını sağlığı yüzünden yaşayamayan bir kadın… Diğer tarafı savaşçı, üretken… Güçlü bir zekanın, güçlü bir öz güvenin sahibi. Frida Kahlo, 13 Temmuz 1954 yılında aramızdan ayrıldı. Çocukluğunda geçirdiği çocuk felci,18 yaşında geçirdiği kaza yüzünden sağlık sorunları peşini bırakmadı. 22 yaşında Marksist duvar ressamı Diego Rivera’ya aşık oldu. 1929 yılında, kendisinden 21 yaş büyük olan bu adamla evlendi. Evlilikleri “Fil ile güvercinin evliliği”ne benzetildi. Ne yazık ki hayatının merkezine koyduğu bu adam, ona mutluluğu getirmedi. Diego onu defalarca aldattı ve sonunda terk etti. Kendisi de bu aşkla ilgili “Hayatımda geçirdiğim iki ağır kaza var. İlkinde tramvay beni ezip geçti, diğer kaza ise Diago’dur.“ demiştir.

Ölümünün 64. yılında Frida Kahlo’yu kendi sözleriyle hatırlayalım istedik…

Kendi portremi resmediyorum çünkü çoğunlukla yalnızım, çünkü en iyi tanıdığım insanım.

Bu bitmek bilmez bir can çekişmeden ibaret olan yaşamımla ilgili olarak şunları söyleyebilirim:
Ben uçmak isteyip de uçamayan bir kuş gibiydim.

Bedenim, birkaç sokağın ya da adi bir coğrafyanın bizi ayırdığını anlayamıyor.
Bedenim, gecenin ortasında senin gölgeni görememekten dolayı acıdan çıldırıyor.

Kötüyüm, gitgide daha da kötü olacağım ama yavaş yavaş yalnız kalmaya alışıyorum, bu bile bir şeydir. Bir avantaj, bir zaferdir.

Hiçbir şey kahkaha atmanın yerini tutamaz. Kendinden geçmek, gülmeye cesaret etmek… Trajedi dünyanın en aptal şeyidir.

Sürrealizm, gardırop içinde kazak yerine aslan bulmak gibi sürprizler sunar.

Dünyanın en güçlü insanı olduğumu zannederdim ama sonradan dünyada benim gibi kusurlu ve garip birçok insan olduğunu fark ettim.
O kişilerden biri de beni tıpkı benim onu hayal ettiğim gibi hayal ediyordur mutlaka.
Eğer bunu okuyor olursan, ben buradayım. Gerçeğim. En az senin kadar tuhafım.

Seni sevmeye başlayalı çok uzun zaman oldu. Küçük bir kız çocuğu idim, seni sevmeye başladığımda. Şimdi ise bedeni çürümeye başlayan yaşlı bir kadınım. Bütün bedenler çürüyor aslında Diegom. Eskiyor bütün bedenler.

Acılar geçicidir. Ama her sevinç sonsuzluğa; derin, en derin sonsuzluğa uzanır.

Beni anlamadın demeyeceğim. Beni anladın. Zaten en dayanılmaz acı buydu. Sen beni anladın. Anladığın halde canımı yaktın.

Rüyaları asla resmetmedim. Canlandırdıklarım benim gerçeklerimdi.

Sevgi basitti, karmaşık olan bizlerdik.

 

Yoruma kapalı.