Bir Dönemin Paylaşılamayan Kadını: Tomris Uyar

Tomris Uyar… Öykü yazarı, çevirmen ve bir dönemin paylaşılamayan kadını! Edebiyatımızın önemli kadın kalemlerinden Tomris Uyar, “II. Yeni Şiir Akımı” şairlerinin yazdığı düzinelerce şiirin ilham kaynağıdır. O ki; Ülkü Tamer, Turgut Uyar, Cemal Süreya ve Edip Cansever’in kendisi için yazdığı şiirlerle geçirmiştir tüm hayatını.
4 Temmuz 2003’te aramızdan ayrılan Tomris Uyar’ı ölüm yıldönümünde saygı, sevgi ve özlem ile anarken; kitaplarından alıntıladığımız satırları sizlerle paylaşıyoruz. Sahip olunamayan kadın, ruhun şad olsun.

Diyorum ki kişinin doğum tarihi pek önemli değil aslında, dünyaya gözlerini açmak daha önemli. Bendeniz dünyaya gözlerimi 1945 yılında açtım.

Sen uyuyordun, bilemezsin. Kaç sigara içiyorum üst üste, kaç eski gazete okuyorum ilanlarına kadar. Her sabah kaç bin güçlükle alışıyorum önümdeki güne, getireceklerine.

Yoksulluk anlatılmaz be ablam. Yoksulluk yaşanır anca. Gerisi puştluktur. Yani anlatıp. Kanına ekmek banıp o ekmekle semirmektir. Övünmek gibi bir şeydir anladın mı? Ayıptır.

Günlerin tam içinde yaşayamayınca, olanlara akıl erdiremeyince, bunlarla oyalanıyoruz işte, kahve pişirmek, çay demlemek… Anılar da öylesine çoğalmış ki bastırıveriyorlar, günü karartıyorlar erkenden.

Ben hayır, hiç. Bir erkeğe köle olamam. Değişen bir çağda yaşıyoruz. İlişkiler bozuluyor, üstüne ne kadar titreseniz de. Hem benim mutfağım var, kitaplarım var, yetiyor.

Hep düşünmüşümdür: aklından asıl geçenleri hiç yazamazsın mektuba. Karşındakinin beklediklerini istediklerini yazarsın ki mektupsuz kalmayasın.Kendi zararına hep onun yararına.

Yaşamak, gitmek demek onun için. Yeryüzü, iki deniz arasında bir nokta demek, iki kent arasında bir istasyon.

 

…ki gülümsemişti.

Kıyıcı bir erkeğe tutulup onun ardısıra nerelere, nerelere sürüklenmiş bir kadının ikiye bölünmüş gülümsemesi: Hüzünlü, esrik, al, solgun, hasta, dirençli, incinik, atak, ama hep yarım.

Onun da iki eli sığardı tek avucuma. Senin gibi sıkı tokalaşırdı, adamın gözlerinin içine bakardı. Sonra her dönüşünde başka bir koku yayılırdı ki, bilirsin bizim oraların azdır, kıttır çiçeği, hangisine benzeteceksin. Saçları örülüydü ki ne örgüler!

Bilmem aklında mı? Kendi çocuklarımızı doğru dürüst sevmeye karar vermiştik seninle, öyle yalnız ele güne karşı güzel gözükmesi gereken ev eşyaları gibi değil.

Eşiniz dostunuz çok, biliyorum, ama aslında siz de benim gibi yalnızsınız değil mi?

Beni gerçekten seviyorsan dağ deniz demez ardıma düşersin. Gevherengin Kalesi’ne varırsın. Gerçek sevdanın yolu yokuştur, unutma.

Peki bu yazı hakkında sizin görüşleriniz ve yorumunuz nedir?

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.