23. ölüm yıldönümünde Aziz Nesin’in unutulmayan sözleri

Mehmet Nusret Nesin yani bilinen adıyla Aziz Nesin aramızdan ayrılalı bugün tam 23 yıl oldu. Türk edebiyatının aydın kalemi 20 Aralık 1915 yılında Heybeliada’da doğdu ve tarih 6 Temmuz 1995’i gösterdiğinde Alaçatı’da hayatını kaybetti.

Eserleri birçok dile çevrildi. Edebi hayatında pek çok türde eser kaleme alan Aziz Nesin’in mizah yönü her zaman ağır bastı. Yurt dışında gördüğü ilgi ve aldığı ödüller üzerine kendisiyle röportaj yapan bir gazetecinin: “Ülkenizde neden bu kadar ödül alamadınız? Kendi ülkenizde anlaşılamadığınızı düşünüyor musunuz?” sorusuna “Aksine çok fazla anlaşıldığım için ödül alamıyorum” diyecek kadar esprili bir kişilikti.

Kitaplarının telif haklarını ve mal varlığını kullanarak 1973 yılında maddi durumu olmayan çocukların okuyabilmesi için Nesin Vakfı’nı kurdu. Çocukları, insanları, şiirleri, çay içmeyi, anlayışı, özgürlüğü seven; insan olmaya dair tüm güzellikleri ruhunda barındıran Aziz Nesin’in sözlerini sizin için derledik.

Kendi kendinin hem konuğu, hem ev sahibisin,
Zamanın varken ağırla kendini sarılıp öperek,
Biliyorsun nasıl olsa yakın o, gelecek,
Kimileri yaa öyle mii, ne zaman, vahvah diyecek,
Daha şimdiden sev kendini, sev, kendini sev,
Kimin var ki seni senden başka sevecek?

Bırak olmasın mezar taşımız, bir okul bahçesine gömsünler bizi çocuklar koşsun üzerimizde…
(Vasiyeti üzerine Nesin vakfının bahçesine gömülmüştür. Ailesi dışında mezarının yerini kimse bilmiyor.)

Aynı kağıdın arka ve ön yüzleri gibiyiz.

Sonsuza dek beraber; ama hiçbir zaman birbirlerini görmeyen.

Hiç kimseye güvenmiyorum diye bir şey yoktur..

Zamanında o’na güvendiğim için, artık kimseye güvenmiyorum diye bir şey vardır.

‘Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın’ diyerek
yaşattığınız yılanların bir sonraki hedefi siz olursunuz.

Hayatım süresince boyum kadar kitap yazdım ama beni sevmeyenler buna da mazeret bulup onun zaten boyu kısaydı diyebilirler.

Bir gün bu ülkenin başucuna bir not yanağına da bir öpücük kondurup gideceğim.
Çok tatlı uyuyordun uyandırmaya kıyamadım diyeceğim.

İnsan, insan gibi, insan olarak hür olmasını bilmezse, hür olamazsa, o zaman kurtlar, kuşlar gibi hür sanır kendini.

İnsan yalnızca söylediklerinden değil, sustuklarından da sorumludur.

İçimde bir merak öyle bir merak ki ölümümden bir ay sonra bir güncük yaşamak ve dostu düşmanı suçüstü yakalamak.

Yıkılmasın diye dağlar, ah çekmiyorum. Kendimi yıkıyorum, dünyayı yıkmıyorum.

Korku, en beşeri duygudur. Benim iktidarlara başkaldırışımı görenlerden kimi beni korkusuz insan sandılar. Oysa ben korkarım. Ne var ki, bende, başkalarına yararlı olacaksa, doğru bildiğimi, inandığımı söylemek, açıklamak duygusu, korku duygusuna her zaman üstün gelmiştir. Korkarım, yine söylerim.

En güzel şiir matematiktir. Yeryüzünde şimdiye kadar “İki kere iki dört eder”den daha güzel bir dize yazılmamıştır sanırım.

Hayalim; küçük bir çocuğa ‘ne kadar seviyorsun’ dediğinde, açıp elini iki yana ‘İşte bu kadar’ derken ki o masum sevgiyi bulmaktı.

Seni, annen kadar sevecek ve baban kadar merak edecek hiç kimse yoktur; o yüzden kimse bana aşktan bahsetmesin.

Al yalnızlığını gel. Korkma, sıkılmayız. Senin yalnızlığın benim yalnızlığımla konuşur, biz ikimiz susarız.

Yoruma kapalı.